Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa İletişim Rss
   
Tam Ekranda Aç
Haritada Göster
Arkadaşına Gönder
Facebook'ta Paylaş
Twitter'da Paylaş
KULLANILAN TEKNOLOJİLER KATEGORİ SEÇ PANORAMİK ARAMA
Videolu Açıklamalı Sesli Resimli Menülü Krokili İnteraktif İnfolu Google Map'li Flash'lı
 
Yorum Ikon Fethiye - Nicholaus - Levissi Garden

( 3/5 Toplam: 6 )
Kaya Köyü'ne Fethiye'nin güneyinden devam eden dağ yolunu takiple 8 km. sonra ulaşmak mümkündür. Diğer alternatif olarak, Fethiye'den Ölüdeniz'e ulaşımı sağlayan karayolunun, Hisarönü kavşağından batıya takiple Kaya Köyü'ne ulaşılır. Yörede oturanların Kaya Çukuru olarak adlandırdıkları yükseltilerle çevrili küçük ovaya, bu yollardan ilki kuzeyden, diğeri doğudan girişi sağlar. Hisarönü yönündeki giriş, ziyaretçileri mübadele sonrası terk edilen yapılarla karşılar. Kuzeydeki girişte ise ziyaretçi, Kaya Köyü panoramasına ve doğuda tek başına yükselen Baba Dağı'nın muhteşem duruşuna hakimdir. Önerimiz; hangi yol ile Kaya Çukuruna gelinirse gelinsin, diğeri ile dönmek, çevre dokusunu tanımak açısından yararlı, ziyaretçiye sunduğu peyzaj açısından memnun edici olacaktır. Dikkatli bir ziyaretçi, her iki güzergahta eski yolların bazı bölümlerini fark edebilir.

            Coğrafyacı antik yazar Strabon; Likya Bölgesindeki Telmessos Kenti ve Limanını betimledikten sonra, “... sarp bir dağa ulaşılır. Burada dar ve derin bir derede iskan edilmiş bulunan Karmylessos'a, ...  gelinir.” saptaması ile Telmessos yakınında, günümüze kadar kesin olarak yeri tespit edilemeyen antik Karmylessos kentinin varlığını bildirmektedir.

 
            Bazı yüzeysel tespitler ve tabelalarda; Karmylessos Antik Kenti'nin yeri, günümüzde Kaya Köyü ile özdeşleştirilmektedir. Kayaköy ve çevresinde antik döneme ait bazı kalıntılar mevcut ise de, bunlar kapsamlı bir kentin varlığını ortaya koymaktan uzaktır.


            Kaya Çukuruna kuzey yönden girişte Gökçeburun Mevkiinde; İÖ. 4.yy.a ait üç adet lahit mezar ile üzerindeki Likçe yazıtlarıyla ayni sayıdaki kaya mezarları, yörede antik çağdan günümüze ulaşan en eski ve kapsamlı kalıntılar olarak gösterilebilir. Bunun dışında, Kayaköy'de Kızlar Okulunun kuzeyindeki kayaya oyulmuş mezar, aynı döneme ait lokal bir eserdir.


            Bölgeyi 19. yy. da ziyaret eden Fellows; Karmylessos'u, Kayaköy'ün güneyinde bulunan Gemiler Adası'na uyarlamaktadır. Fellows'un tespiti ve yukarıda belirtilen kalıntıların bulunduğu alanlar; Strabon'un siluetini çizdiği Karmylessos Kentine uyumdan uzaktır.

 
            Bunların dışında, Belen Mahallesi'nin güneyinde Asarcık Tepesindeki geç dönem duvarları altında gizlenmiş Hellenistik Döneme ait küçük bir kale kalıntısı ile Turunç Pınarının güneyindeki hakim sırtlarda kurulu Klasik Dönemden, Bizans Dönemi içlerine kadar uzanan lokal yerleşimler, zamanı bol, meraklı ve ilgili ziyaretçilerin, ancak yöreden temin edecekleri rehber eşliğinde ulaşabilecekleri alanlardır.


            Kaya Köyü'nün günümüzdeki popülaritesi, antik dönem kalıntılarından öte, Türk Kurtuluş Savaşı'ndan sonra  mübadele sonucu terk edilen metruk bir Rum kentinin varlığından kaynaklanmaktadır. Kaya çukurunda yüzyıllar boyu Rumlar ve Türkler birlikte yaşamışlardır. Bölgede tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sürdüren Türkler ovadaki, zanaat ve ticaretle uğraşan Rumlar ise yamaçlarda kurulu evlerde yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Yöreye; Rumlar Levissi, olasıdır ki Oğuzların Kayı boyundan gelen Türkmenler, Kaya adını vermişlerdir. Yerleşimde, mübadeleye kadar her iki isim de kullanılmıştır.

 
            Levissi, filolojik açıdan ismindeki son ek nedeniyle hayli eski bir yerleşim olarak algılansa da, ismi ilk kez İtalyan seyyah Sanuda'nın gezi notlarında (14.yy.) geçer. Yerleşimin bütününde uygulanan planlama ve yapılarda kullanılan malzeme tarihlemede bize fazla yardımcı olamamaktadır. Ancak bazı yapılarda kullanılan taş bloklar ve bazı devşirme mimari parçalar, yakınlarda Erken Bizans Dönemine ait bozulmuş bir yerleşim ve dini yapıların varlığını hissettirmektedir. Fellows, Bölgeye 1838 yılında yaptığı ziyarette Levissi ile ilgili düşüncelerini aktarırken “... yerleşimin egemen konumu ve birkaç küçük mezar, eski küçük kentin belki de Kissidae'nin yerine kurulmuş olabileceği ...” saptamasını yapmaktadır.


            İS. 7. ve 8. yy.lardaki Arap akınları, kıyılardaki yerleşimleri hayli etkilemiş, kıyı ve adalarda oturan halk iç kesimlere taşınmıştır. Olasıdır ki Gemiler Adası'nda Arap akınlarından etkilenen halk da Levissi'ye kaçarak yerleşmiştir. Daha sonra Bizans'ın tekrar egemenliğini sağladığı 10 ve 11. yy.larda Gemiler Adası'nda eski görkemine uygun bir yerleşim canlandırılamasa da, yeni bazı yapıların inşa edildiğini biliyoruz. Bu yeni yerleşimcilerin Levissi'den gelmiş olduklarına inanılmaktadır. Son yıllarda bölgede yüzey araştırmaları yapan Japon arkeoloji grubu; Levisis'deki bazı şapellerle Gemiler Adası zirvesindeki kiliseye doğu yönden bitişik şapel kalıntısında, bazı benzer uygulamalar tespit ederek, yapıları İS. 12 ve 13. yy.lara tarihlemişlerdir.


            Aşağı Kiliseden başlayarak yapıların aralarına sapmadan arazinin formasyonuna göre kıvrılarak yükselen Levissi'nin en belirgin yolu; günümüzde tamamen takip edilemese de sırtı aşıp Gemiler Adası'na ulaşımı sağlayan Soğuksu Koyuna varmaktadır. Her iki yerleşimdeki benzer yapılar ve ikisi arasındaki ulaşım yolu, Gemiler Adası ve Levissi yerleşimlerinin Geç Bizans Döneminde organik bağını ortaya koymaktadır.


            Daha sonraki Osmanlı Döneminde Rum halkı ve Levissi kentinin varlığı, bazı harita ve gezginlerin notlarında geçmektedir. 19. yy.ın ilk yarısında Levissi'yi ziyaret eden Avrupalı seyyahlar, yerleşimde 300  400 evin varlığından söz etmektedirler. Batılı seyyahlardan sonra Osmanlı Devletinde başta Islahat Fermanı ile Müslüman olmayanlara tanınan haklar ve peşi sıra gelen toprak reformu ve vergi kolaylıkları, o yıllarda ticari açıdan canlı olan Levissi'ye göçü özendirmiş olmalıdır. Bunun sonucunda olsa gerek, 1923 yılında mübadele ile boşalan kentten geriye kalan ev sayısı batılı gezginlerin bildirdiği sayının üç katına ulaşmıştır.

 
            Birinci Dünya Savaşından sonra; Sevr Antlaşmasının hükümlerine göre, Anadolu'ya asker çıkaran Yunanlılar, yaklaşık bir asır önce Yunanistan'da kazandıkları bağımsızlıklarını, bu kez Anadolu'yu işgale dönüştürmeye çalışınca, Anadolu toprakları üzerinde yaşayan Rumları heyecanlandırarak, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'na kadar sürecek kısa bir sevinç yaşatmıştır. Savaşın Türkler lehine sonuçlanmasından sonra, savaşla Anadolu'ya gelen Yunanlılar ve barış sürecindeki yüzyıllar boyu bu topraklarda dostça, omuz omuza yaşayan, ancak araya giren savaşla kin tohumları ekilen toplumlardan, Rum halkı Yunanistan'a göç etmek zorunda kalmış, göç edenlerin yerine de Batı Trakya'dan aynı kaderi paylaşan Türk göçmenler getirilmiştir.


            30 Ocak 1923 tarihinde Yunanistan ile yapılan Türk-Yunan Nüfus Değişimine ilişkin anlaşma hükümlerine göre boşaltılan Levissi'de fonksiyonları tanımlanan 2 büyük kilise, 14 şapel, 2 okul, 2 çeşme, 2 yel değirmeni ile yaklaşık 1000 civarında ev ve bu evlerle orantılı, sarnıç ve tuvalet kalıntıları bulunmaktadır.

ETİKETLER : Fethiye, muğla, Likya , Telmessos , Ölüdeniz, Kaya Köyü, 3dpanoramik, 3danadolu, Hisarönü, Baba Dağı, Kaya Çukuru, Gökçeburun, Asarcık Tepesi
Yorum YORUMLAR
Bu panoramik için ilk yorumu siz yapın.
SENDE YORUMUNU GÖNDER
AdSoyad
E-Posta
Web
Web Güvenlik Kodunu Yenile

 
3d Anadolu Logo Ana Sayfa - Kurumsal - Talep Formu - İstatistik
Son Eklenen 100 - En Çok İzlenen 100 - RSS - İletişim
Kalenet